top of page

Paşolar Ailesi ve Paşolar Evi’nin İzinde

“Paşolar Ailesi kimdi?” ve “Paşolar Evi neredeydi?” sorularının yanıtları, geçmişte Kuşadası’nın toplumsal belleğinde daha belirgin bir karşılığa sahipti. Günümüzde ise Paşolar adı, bazı kişiler tarafından Cumhuriyet Mahallesi’ndeki Paşolar Sitesi üzerinden hatırlanmakta; ailenin tarihine ve Kaleiçi’nde bulunan Paşolar Evi’ne ilişkin bilgiler giderek sınırlı bir çevrede varlığını sürdürmektedir. Bu nedenle söz konusu sorulara yanıt aramak, yalnızca bir aile geçmişini araştırmak değil, Kuşadası’nın yerel belleğinde zamanla görünürlüğünü kaybeden bir tarihsel katmanı yeniden ortaya çıkarmak anlamına gelmektedir.

Paşolar Ailesi’ne yönelik kişisel merakım çocukluk yıllarımda başladı. Babaannem Özcan Çıkıkçı’nın aile büyükleri, geçmişte yaşanan olaylar ve Paşolar Evi hakkında aktardığı anlatılar, aile tarihine ilişkin ilk bilgi kaynağımı oluşturdu. Bu anlatıların etkisiyle aile üyelerinin isimlerini internette, kitaplarda ve süreli yayınlarda araştırmaya başladım. Ancak Paşolar Ailesi, geçmişi kamuoyunca iyi bilinen ve hakkında kolaylıkla yazılı bilgiye ulaşılabilen ailelerden biri değildi. Aile tarihi büyük ölçüde sözlü anlatılar aracılığıyla aktarılıyor; dağınık durumdaki yazılı ve görsel kaynaklar ise henüz bütüncül bir arşiv oluşturmuyordu.


Bu arayışın ilk somut karşılığına, 11 yaşındayken kardeşimle birlikte katıldığımız Güvercinada Çocuk Atölyeleri sırasında ulaştım. Belma Özgün’ün yürütücülüğünü yaptığı atölyeler kapsamında bulunduğumuz Bilim ve Sanat Kitabevi’nde, Kuşadası Yerel Tarih Dergisi’nin Ağustos 2008 tarihli sayısında yayımlanan bir fotoğraf dikkatimi çekti. Fotoğraftaki kişi ile babaannemden dinlediğim anlatılar arasında bağlantı kurarak, sonraki atölyelerden birinde fotoğrafta babaannemin bulunduğunu Belma Özgün’e aktardım. Bu paylaşımın ardından Özcan Çıkıkçı’nın anlatıları derginin Ekim ve Kasım 2008 tarihli sayılarında yazıya aktarıldı (Kuşadası Yerel Tarih Dergisi, Ekim 2008, s. 13; Kasım 2008, s. 13). Böylece babaannemin belleğinde yaşayan aile anlatılarının bir bölümü ilk kez yazılı bir kaynağa dönüşmüş oldu.

Paşolar Ailesi ve Paşolar Evi hakkındaki araştırmaların temel kaynaklarından birini, yapının korunması için uzun yıllar emek veren Ülker Özemrah’ın çalışmaları oluşturdu. Paşolar Ailesi’nin bir üyesi olan Özemrah’ın aile bireyleriyle görüşerek hazırladığı soy ağacı, derlediği bilgiler ve koruma sürecine ilişkin girişimleri sonraki çalışmalar için önemli bir başlangıç noktası sağladı. Özemrah’ın “Paşozadeler Aile Tarihi” başlıklı yazı dizisi, Kuşadası Yerel Tarih Dergisi’nin Ağustos, Eylül ve Ekim 2009 sayılarında yayımlandı. Hazırladığı soy ağacı çalışması ve katıldığı radyo programları da aynı dönemde aile üyeleri tarafından ilgiyle takip edildi. Bu çalışmalar, aile belleğinde parçalı biçimde varlığını sürdüren bilgilerin sistemli bir tarihsel anlatıya dönüşmesine katkıda bulundu.

Paşolar Evi’ne ilişkin bir diğer yazılı kayıt, Hüseyin Ali Torun’un Kuşadası Yerel Tarih Dergisi’nin Nisan 2011 sayısında yayımlanan “Kandil Kokulu Evler” başlıklı yazısıdır. Aynı yılın temmuz ve ağustos sayılarında Mustafa Veli tarafından hazırlanan “Kandil Kokulu Evler: Paşozadeler Evi (Sultanhan)” başlıklı yazılar yayımlandı. Bu yayınlarda babaannem Özcan Çıkıkçı ile Paşolar Evi’nde gerçekleştirilen sözlü tarih görüşmelerinden yararlanıldı. Böylece Paşolar Ailesi’ne ve eve ilişkin sözlü anlatıların bir bölümü daha yazılı kaynaklara aktarılarak kayıt altına alındı.

Bununla birlikte mevcut çalışmalar, “Paşolar Ailesi kimdi?” ve “Paşolar Evi neresiydi?” sorularını bütün yönleriyle yanıtlamak için yeterli değildi. Çünkü araştırmanın konusu, yaklaşık iki yüzyıl önce Mora’daki Monemvasia’dan —aile anlatılarındaki adıyla Benefşe veya Menekşe’den— Kuşadası’na göç eden bir aile ile geçmişi en az 210 yıl öncesine uzanan tarihî bir konuttu. Bu uzun zaman aralığı, aile tarihinin göç, yerleşme, akrabalık ilişkileri, gündelik yaşam, mekânsal dönüşüm ve toplumsal bellek gibi farklı boyutlarıyla birlikte ele alınmasını gerekli kılıyordu.

Aile içerisinde kuşaktan kuşağa aktarılan bilgiler, bu tarihsel derinliğin en önemli kaynaklarından biriydi. Sözlü kültür yoluyla yaşatılan bu belleğin başlıca aktarıcılarından biri babaannem Özcan Çıkıkçı’ydı. Onun aile üyelerine, eve ve geçmişteki gündelik yaşama ilişkin anlatıları, Paşolar Ailesi’nin yalnızca soy bağları üzerinden değil; mekânlar, nesneler, alışkanlıklar ve hatıralar aracılığıyla da anlaşılmasını sağladı. Bu anlatılar, ilerleyen yıllarda aile tarihine yönelik araştırmaların sürdürülmesinde ve Paşolar Evi’nin korunmasına ilişkin düşüncenin oluşmasında belirleyici oldu.

Aile tarihine ilişkin bu birikim, halam Feryal Çıkıkçı’nın bir roman yazma düşüncesinde, benim için ise Paşolar Evi’nin korunmasına yönelik bir çalışma yürütme isteğinde karşılık buldu. İlk araştırmalar; Ülker Özemrah’ın hazırladığı soy ağacı, yayımladığı makaleler ve yapının korunması amacıyla yürüttüğü girişimler temel alınarak, Feryal Çıkıkçı’nın yoğun çabalarıyla geliştirildi. Tarihsel araştırmalar zamanla sözlü tarih görüşmelerinin kaydedilmesi, babaannemin ses kayıtlarının alınması, Monemvasia’ya gerçekleştirilen ziyaret, aile anılarının yazılı hâle getirilmesi ve bu anlatıların edebî bir kurgu içerisinde değerlendirilmesiyle genişledi.


Bu çalışmaların ilk ürünlerinden biri, Feryal Çıkıkçı’nın da yazarları arasında bulunduğu 7 Farklı Ses adlı kitapta 2019 yılında yayımlanan hikâye oldu. Böylece aile içinde aktarılan anlatıların bir bölümü yeni bir yazılı kaynak aracılığıyla daha geniş bir çevreye ulaştı. İzleyen süreçte COVID-19 salgını, deprem ve aile üyelerinin yaşadığı sağlık sorunları çalışmaları zaman zaman yavaşlatsa da aile tarihini araştırma ve kayıt altına alma çabaları devam etti.

30 Ekim 2020 tarihli Sisam merkezli depremin ardından, 2021 yılında Paşolar Evi’nde meydana gelen hasarların fark edilmesi sürecin önemli bir dönüm noktasını oluşturdu. Yapıda gözlemlenen fiziksel sorunlar, aile belleğine yönelik araştırmaların mimari koruma çalışmalarıyla birlikte ele alınması gerektiğini gösterdi. Çünkü sözlü anlatılar, fotoğraflar, aile hatıraları ve gündelik yaşam pratikleri, meydana geldikleri mekânla birlikte anlam kazanmaktaydı. Bu nedenle anlatıların sürekliliği, onları taşıyan ve somutlaştıran yapının korunmasıyla doğrudan ilişkiliydi.

Bu yaklaşımdan hareketle Paşolar Evi’ne yönelik koruma süreci başlatıldı. İlk olarak yapının karşı karşıya bulunduğu risklerin azaltılması amacıyla acil müdahale çalışmaları ele alındı; ardından mimari belgeleme, araştırma ve proje hazırlama süreçleri geliştirildi. Böylece başlangıçta aile tarihinin araştırılması ve sözlü anlatıların kayda geçirilmesiyle başlayan çalışma, zaman içerisinde somut ve somut olmayan miras değerlerini birlikte değerlendiren bütüncül bir koruma girişimine dönüştü.

Koruma sürecinin uzun, çok aktörlü ve zahmetli yapısını görünür kılmak; elde edilen bilgi ve belgeleri paylaşmak ve potansiyel kullanıcıları sürece dâhil etmek amacıyla Paşolar Evi adına bir sosyal medya hesabı oluşturuldu. Bu platform aracılığıyla yapının mimari özelliklerinin yanı sıra aile anıları, sözlü tarih anlatıları, fotoğraflar, belgeler ve evle ilişkili nesneler paylaşılmaya başlandı. Çünkü kültürel mirasın korunması yalnızca fiziksel mekânın ayakta tutulmasıyla sınırlı değildir; mekâna anlam kazandıran anlatıların, hatıraların, nesnelerin ve toplumsal ilişkilerin de belgelenmesini ve aktarılmasını gerektirir.

 
 
 

Yorumlar


ADRES

Camikebir Mahallesi,
Bahar Sokak, No: 10
Kuşadası/Aydın


pasolarevi1814@gmail.com
+90 (554) 899 48 34

HIZLI ERİŞİM

Destekleyenler

© 2026 Paşolar Evi | Designed by Stüdyo11

bottom of page